Artık eve iş getirmiyoruz, çünkü işi eve getirdik.
Harika değil mi?
Elbette her güzel şeyin olduğu gibi, bunun da olumlu ve olumsuz tarafları var.
Ama hadi, önce güzel yanlarından konuşalım.
Haftada kaç saat çalışmak zorundasınız bilmiyorum ama ben istediğim saatlerde çalışıyorum.
Hatta istediğim zaman izinliyim, kulağa harika geliyor değil mi?
İşte evden çalışmak böyle bir şey.
Sadece bir işim yok üstelik:
Kurucusu olduğum CE2 Bilgi Teknolojileri’nde proje liderliği görevim dışında, yeminli tercümanlık, İngilizce ve Japonca öğretmenliği yapıyorum.
Hepsi de uzaktan.
Bazen bir toplantının ortasında kedilerimin kucağıma gelmesi dışında pek bir sorun yaşamadım.
Ama yine de DEHB taşıyan bir birey olarak, ev içinde dikkatimin kolayca dağılabildiğini kabul etmem gerekiyor.
Evden çalışmak bana özgürlük kazandırdı ama aynı zamanda disiplini yeniden tanımlamayı da öğretti.
Zamanı Yönetmek, Kendini Yönetmektir
Ev ortamı bazen üretkenliğin en büyük düşmanı olabilir.
Bir “beş dakikalık kahve molası” bir anda YouTube tüneline dönüşebilir.
Bu yüzden birkaç basit kural koydum kendime:
- Gerçek mesai saatleri belirlemek.
Evde olsam da “mesai” kavramını tamamen bırakmıyorum. - Çalışma alanımı sınırlandırmak.
Yatakta laptop açmak, en kısa yoldan verimsizliğe gider. - Dijital molaları planlamak.
Her iki saatte bir ekranı kapatmak bile mucizeler yaratıyor.
Dijital Gürültüden Uzaklaşmak
Slack bildirimleri, e-postalar, mesajlar…
Artık “sessizlik” bir lüks haline geldi.
Ama üretkenlik sessizlikte filizleniyor.
Ben bazen her şeyi kapatıp sadece tek bir pencereyle çalışıyorum.
O anlarda fark ediyorum ki, odaklanmak artık bir yetenek değil bir seçim.
Teknoloji Dengeyi Öğretiyor
Evden çalışmak bana şunu öğretti:
Verimlilik, her an çevrimiçi olmak değil; ne zaman çevrimdışı kalacağını bilmek.
Teknoloji bizi destekliyor, ama bizi tanımlamıyor.
Gerçek üretkenlik; özgürlüğü, zamanı ve dikkati doğru yönlendirebildiğimiz anda başlıyor.
Evden çalışmak bana hem özgürlüğü hem de sorumluluğu aynı anda öğretti.
Ve bence dijital çağda verimlilik tam da bu dengeyi bulabilmekte gizli.
Dijital Verimlilik: Araçlardan Çok Alışkanlık Meselesi
Birçok kişi verimli olmak için yeni uygulamalar kurar.
Ama verimlilik bir uygulama değil, bir alışkanlıktır.
Kullandığım araçlar sadece destek olur.
Onlardan bâzıları aşağıda hiç kullanmasam da
- Google Takvim → zamanı planlıyor
- Notion / Trello → işleri düzenliyor
- Pomodoro Timer → odaklanmayı hatırlatıyor
Ama hiçbiri senin yerine “başlamaz.”
Gerçek verimlilik, başlama kararında gizlidir.
Evde çalışırken disiplin, saatten değil farkındalıktan doğar.
Tabii, insanlara hangi araçları kullanacaklarını söylemek bana düşmez.
Bir teknoloji firmasında çalışıyor olsam da, kağıt ve kalem hâlâ benim için vazgeçilmez araçlar.
Hatta itiraf edeyim, bazen bu analog ikiliyle çok daha iyi sonuçlar alıyorum.
O yüzden seçim sizin:
Kalem ve kâğıt mı, yoksa dijital araçlar mı?
Sonuçta ne olursa olsun, bir gerçek değişmiyor:
Söz uçar, yazı kalır.

