Japonca öğrenirken insanı en çok şaşırtan şeylerden biri, günlük hayatta “sen” kelimesinin neredeyse hiç kullanılmamasıdır. Türkçede rahatça “sen” diyebiliriz ama Japonca’da karşınızdaki kişiye doğrudan “sen” demek çoğu zaman kaba ya da garip karşılanır. Bu durum, Japon kültürünün saygı ve mesafe üzerine kurulu yapısının dile nasıl yansıdığını gösteriyor.
“Anata” Neden Kullanılmıyor?
Ders kitaplarında genelde “anata = sen” olarak öğretilir. Oysa Japonya’da bulunduğum dönemde fark ettim ki, kimse bana “anata” demedi. Bunun yerine insanlar doğrudan ismimi ya da ekleri (san, sensei, chan gibi) kullanmayı tercih ediyordu. Çünkü “anata” aslında çok yakın kişiler arasında veya eşler arasında kullanılan bir hitap. Günlük hayatta, özellikle resmî ya da mesafeli ortamlarda, isim kullanmak çok daha yaygın.
Örneğin:
- “Cansu-san wa genki desu ka?” → “Cansu Hanım, nasılsınız?”
Böyle bir ifade hem nazik hem de doğal kabul ediliyor.
Erkeklerin “Ben” Anlatma Biçimleri
Bir başka dikkatimi çeken konu ise erkeklerin “ben” kelimesini ifade etme şekliydi. Türkçede herkes için sadece “ben” vardır ama Japonca’da durum daha karmaşık:
- Watashi: Resmî, nötr. Kadınların yaygın kullandığı, erkeklerin ise iş ortamında tercih ettiği bir kelime.
- Boku: Erkeklerin günlük hayatta en sık kullandığı daha mütevazı ve samimi bir ifade. Japonya’da konuştuğum erkeklerin çoğu hep “boku” diyordu.
- Ore: Daha erkeksi, samimi ve bazen kaba sayılan bir kullanım. Yakın arkadaşlar arasında sıkça duyulur.
Bu fark bana şunu düşündürdü: Japoncada sadece kelimeleri değil, aynı zamanda sosyal rolünüzü de seçiyorsunuz.
Anime Dili ve Gerçek Hayat
Birçok kişi Japoncayı animelerden duyduğu için “anata”, “omae” ya da “kimi” gibi kelimeleri çok sık kullanıldığını sanıyor. Oysa bu kelimeler animelerde karakterin kişiliğini yansıtmak için seçiliyor. Gerçek hayatta “omae” derseniz kaba, “kimi” derseniz fazla samimi kaçabilir. Benim deneyimimde, sokakta ya da okul ortamında insanlar bu kelimeleri neredeyse hiç kullanmadı.
Kültür ve Dilin İç İçe Geçişi
Sonuç olarak Japonca’yı öğrenmek sadece dil bilgisi ya da kelime ezberiyle sınırlı değil. Her seçtiğiniz kelime, aynı zamanda karşınızdaki kişiyle ilişkinizin mesafesini ve tonunu da belirliyor. Benim için en öğretici kısım, kitaplarda gördüğüm ifadelerin gerçek hayatta bambaşka bir şekilde kullanıldığını fark etmekti.
Bu yüzden Japonca öğrenmek aslında Japon kültürünü anlamaya açılan bir kapı. Çünkü dil, toplumun değerlerini, ilişkilerini ve saygı anlayışını doğrudan yansıtıyor.

