
Geçtiğimiz günlerde yeni bir iş ilanı yayınladım.
İlanda açıkça yazıyordu:
“Başvurularınızı e-posta adresimize özgeçmişinizle birlikte iletiniz.”
Toplam 96 başvuru geldi.
Ama sadece 10 kişi gerçekten e-posta gönderdi.
Kalan 86 kişi, sadece “başvuru yap” butonuna tıklamakla yetindi.
Bir cümleyi okumak, birkaç saniye ayırıp yönergeyi takip etmek bu kadar mı zorlaştı?
Bazen düşünüyorum, çağımızda bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça dikkat etmek zorlaştı sanki.
Artık çoğu insan, bir formu doldurmayı ya da tek bir butona tıklamayı “başvuru” sanıyor.
Ama iş dünyasında fark, hâlâ detaylara önem verenlerde gizli.
Yazılanı dikkatle okuyan, söyleneni gerçekten anlayan ve verilen görevi eksiksiz yerine getiren kişiler…
Onlar hâlâ fark yaratıyor.
Belki de bu yüzden bazı girişimciler “okuyanları seçmek” gerektiğini düşünüyor.
Ama insanın aklına şu soru da geliyor:
Okumayanlara hiç şans verilmemeli mi?
Ya o 86 kişi arasında potansiyel bir yetenek varsa?
Belki bir yönlendirmeyle, bir ikinci şansla parlayacak biri?
Cevabı kesin değil.
Ama bir gerçek var:
Dijital çağda “okumak”, sadece kelimeleri görmek değil — anlamaya niyet etmek demek.
Ve bu niyet, iş dünyasında da hayatta da fark yaratmaya devam ediyor.

