İlk yolculuğuma çıkarken yanımda iki büyük valiz vardı. İçine sığdırdığım eşyalar, aslında taşımakta olduğum fazlalıkların birer yansımasıydı. Yola çıkmadan önce “Ya lazım olursa” diye doldurduğum her parça, yol boyunca omuzlarıma binen görünmez yükler gibi ağırlaştı. Dönüşte ise valiz sayım üçe çıktı; fazlalıkları azaltayım derken daha da çoğaltmıştım.
Bir sonraki seyahatimde bu hatadan ders aldığımı sandım. Bu kez yalnızca bir çantayla yola çıktım. Fakat orada, eksiklerim oldu ve iki orta boy valiz satın aldım ve dönüşte yine onları doldurup getirdim. Azlık da fazlalık kadar ağır olabiliyordu.
Zamanla fark ettim ki ihtiyaç dediğimiz şey, çoğu zaman gittiğimiz yerde karşımıza çıkabiliyor. Yol bize eksikleri tamamlamayı öğretiyor; yanımıza yüklediğimiz fazlalıklar ise sadece yolculuğu zorlaştırıyor. Şimdi ise seyahatlerime küçücük bir valizle çıkıyorum. Çünkü biliyorum ki gerçekten gerekli olanlar zaten yanımda, gerisini ise hayatın kendisi yol boyunca önüme koyuyor.
Fazlalıkları taşımak yalnızca adımlarımızı ağırlaştırır; eksikler ise yolun üzerinde tamamlanır. Önemli olan, ihtiyaçla fazlalık arasındaki dengeyi bulmak ve her yolculukta biraz daha hafifleyebilmek.

